close

Sevmek İçin Doğarız

sevmek icin dogarız
New York’lu yazar Malcolm Gladwell Outliers (Çizginin Dışındakiler) isimli kitabını alışılmadık bir önsözle açmış. Burada başlangıçta tıbbi bir gizem olarak görülen Pensilvanya kırsalındaki bir köyün öyküsü anlatılıyor. 1950’lilerin sonlarında, Pensilvanya’daki Resoto köyünün doktoru, yöre halkından

Travmadan Kaçış Yok mu?

travma
Dünyanın değişik bölgelerinde, birbirinden bambaşka kültürdeki insanların yetiştirdiği çocukları düşünün. Amaç hepimizde ortak: Çocuklarımızın dengeli ve başarılı erişkinle olmasını sağlamak. Yine de her şeyi kontrolümüz altında tutamıyoruz. İşler planladığımız gibi gitmediğinde neler yapıyoruz? Kritik zamanlarda

Aileniz Yeni Bir Yıla Başlarken…

ozge2
Her birimiz çocukluk döneminden geçtik ve (hemen) her birimiz bizleri duygusal olgunluğa eriştirecek biçimde nasıl yetiştireceklerinden büyük ölçüde habersiz anne babalar tarafından büyütüldük. Ve şimdi bizler ebeveyn olduk. Çocuklarımızla yakınlık kurabilme yeteneğimizi çeşitli şekillerde perdeleyen
Yeni Çıkanlar

Bu kitapla müziği ve çalgıları keşfedin!

idil (4)
Konfüçyüs der ki: Müzik, yer ile gök arasındaki uyumdur. Biliyor musunuz, kendini müzikle ifade etmek, mutlaka nota okumayı ya da bir enstürmanı çalmayı öğrenmeyi gerektirmiyor. Tüm varlığıyla bir şarkıyı dinlemek, bir melodi uydurmak, dans etmek, alkışla
Genel

SARILMAK BEDAVA

sarılmak bedava nil gün

Her yaşta dokunulmaya ihtiyacımız var. Gelişebilmek için bebeklerin dokunulmaya daha da çok ihtiyacı var. Süt azlığından ya da başka bir nedenden dolayı meme verilemese bile, bebeğin dokunulmaya, kucağa, sevilmeye ihtiyacı var. Nörolog Richard Restak’ın dediği gibi Dokunulmak, normal bir bebek gelişimi için hava kadar, su kadar gerekli.

Sanırım 2007 yılıydı. Avustralyalı bir genç Sydney’de “Free Hug” (Sarılmak Bedava) eylemini başlatmıştı. İnsan dokunuşunun az olduğu “modern” hayatımızda  “Free hug” eylemi hızla dünyaya yayıldı. Bir fenomene dönüştü.

Biz de aynı yıl “Sarılmak Bedava” eylemini Türkiye’de başlatmaya karar verdik. O yıllarda yaptığım haftalık televizyon programında yayınlamak ve sarılmanın önemini vurgulamak amacıyla, kızlı erkekli, “Sarılmak bedava” pankartı ellerimizde, İstanbul’un değişik semtlerinde yaya trafiğinin yoğun olduğu caddelerde durduk. Caddede yürüyen kadınlar, erkekler, çocukların yanı sıra arabalarını durdurup koşarak gelen ve sarılanlar da olmuştu. Sarılırken mutluluktan ağlayanlar vardı. Kimi insan dokunuşuna hasretliğin gözyaşını döküyordu. Ama birkaç saniyelik sarılmak bile herkese bir yakınlık, bir rahatlama duygusu ve enerji veriyordu.

Daha sonraki yıllarda bu eylem, Türkiye’de birçok kez tekrar edildi. Sonuçlar hep benzerdi. Sarılmak herkesi mutlu ediyordu.

Acı çektiğimizde, tutacak bir el, sarılacak bir beden, ağlayacak bir omuza ihtiyaç duyarız. Mutlulukla, özlemle sarılırız sevdiklerimize. Başarılarımızı, havalara uçtuğumuz sevincimizi de sarılarak kutlarız.

Aile terapisti Virginia Satir, sağlıklı ruhsal gelişim için insanın günde on iki sarılmaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Günde sekiz sarılmanın bizi eh işte idare ettiğini, dörtten az sarılmanın ise bizi sağlıksızlaştırdığını söylüyor. Sadece fiziksel sağlıksızlıktan bahsetmiyor.

Biz de otuz küsur yıldan beri verdiğimiz workshoplarımızda her eğitim gününe sarılmayla başlıyoruz. Bu herkese iyi geliyor.

Workshoplarda bize sıkça sorulan iki soru var: 1. Her gün sarılacak on iki kişiyi nereden bulacağım?
2. Aynı kişiye on iki kez sarılsam olur mu?

İlk sorunun yanıtı: İnzivada değilseniz, her gün iş ya da sosyal ortamlarda görüştüğünüz kişilere sarılabilirsiniz. Örneğin; eğitim verdiğimiz şirketlerde çalışan arkadaşlar, workshoplardan kazandıkları alışkanlıkla işyerinde güne sarılarak başlıyor. Hem kendisini daha iyi hissettiği için verim artıyor hem de moraller daha güçlü oluyor. Ya da workshoplara bireysel olarak katılan arkadaşlar, sarılmayı çalıştıkları işyerlerine ve kendi hayatlarına taşıyor. Yurtdışında yapılan araştırmalarda güne sarılarak başlayan işyerlerinde cironun yılda yüzde elli arttığı görülüyor. Evet, böyle şirketler var. Ne güzel, değil mi? Sarılmak, kişiye kendisini değerli hissettirir.

İkinci sorunun yanıtı: Elbette aynı kişiye on iki kez sarılabilirsiniz. Bu ikinizi daha yakınlaştırır ama niye? Çevrenizde o kişiden başka insan yok mu?
Ben her gün yaptığım yürüyüşte bile yolda sarılabileceğim, sıcak yüzlü anne babaların izniyle kucağıma alabileceğim birkaç bebek ve çocuk buluyorum. Bebeklerin mis kokuları da ikramiye oluyor.

Antropolog Desmond Morris, dokunulma açlığı çeken insanların sıkça profesyonel dokunuculara gittiğini söyler. Kim mi bu profesyonel dokunucular? Kuaförler, masajcılar, doktorlar. Belki bu kadar sık hastalanıp doktor doktor gezen yakınınızın açlığını çektiği şey dokunulma ve ilgi ihtiyacı olabilir, kim bilir.

Sevgi emektir. Sevmek dokunmaktır. İnsan sevdiği şeylere dokunma arzusu duyar. Ve Beatles’in dediği gibi “All you need is love.” (Hepinizin tek ihtiyacı sevgidir.)

Sevgiyle hoşça olun.

Nil Gün

nilgun@kuraldisi.com

 

Devamını okuyun
Genel

Bütün Çocuklar İçin İyi Müzik!

şudabap
Evdeki fon müziğiniz bir süredir belli. Çocuklar arkadaşlarıyla odaya kapanıp kendilerine şarkı seçiyorlar. Arabanızla her gün okula giderken daha kapılar kapanmadan bir istekleri var: “Müzik!” Müzikten kasıtlarının ne olduğunu biliyorsunuz. Motoru çalıştırıyorsunuz, CD Player’ı açıyorsunuz ve
1 2 3 5
Page 1 of 5